Geri Dön

Makaleler

Ana sayfa

Çocukta Saldırgan Davranışlar

Sevgili Anne-Babalar,
Sizlerinde çevrenizden gözlemlediğiniz ve yukarıdaki gazete başlıklarında da vurgulandığı gibi, toplumumuzda saldırgan davranışlar giderek artmaktadır. Bu davranışlarının nedenlerini araştırıldığında, ailenin ve çocuğun içinde yetiştiği toplumdaki tutum ve davranışlar, saldırganlığın öğrenilmesi ve pekiştirilmesinde bir kez daha önem kazanmaktadır.

Anne-baba olarak zaman zaman çocuğumuzun fiziksel veya sözel saldırgan davranışlarını, örneğin: vurmak, bağırmak, ısırmak vb. gözlemlemekteyiz. Bu davranışlar 1 ve 2 yaş çocuklarında normal olarak kabul edilmesine rağmen zamanla vücudunu kontrol etmeyi ve sosyal ortamlara uygun davranışlar geliştirmeyi başarmış çocuklarımızda gözlenme sıklığının azalması gerekmektedir. Duygularını ve davranışlarını kontrol etme öğrenilen bir davranıştır. Fakat bu çocuklar ve hatta bazı yetişkinler için zor öğrenilir.

Sakin ve kontrollü kalmak sadece kendi kendini kontrol ve disipline etmeyi değil, aynı zamanda temel sosyal davranışlar ve ahlak bilgisini de gerektirir. 5 veya 6 yaşındaki çocukların çoğunluğu sosyal ortamlarda kabul edilen davranışların farkındadırlar. Fakat bir kısmı öfkelerini kontrol etmekte zorlanırlar. Erken çocukluk döneminde kontrol edilemeyen saldırganlık, sonraki dönemlerde saldırgan ergen ve yetişkin olarak karşımıza çıkmaktadır.

Çocuklar büyük çoğunluğu kendi davranışlarını kendileri kontrol edemez, bu nedenle yetişkinler tarafından onlara doğru ve yanlışlar sunulmaktadır. Bu saldırgan davranışlar içinde böyledir. Çocuk davranışların tüm sorumluluğunu üzerine almaz, çoğunlukla neyi nasıl yapacağı söylenir. Ayrıca çocuklarımız duygu ve düşüncelerini ifade ederken negatif ve saldırganlık içeren cümlelerine, çoğu zaman aşırı tepki gösterir veya duymamış gibi yaparız. Oysa her türlü duygu ve düşüncesini paylaşmak ve çoğu zaman anne-babasının buna vereceği tepki, ekleyeceği yeni bir düşünce, çocuk için çok önemlidir.

Çocuk saldırganlığı, eğer aile içinde şiddet uygulanıyorsa ailesinden öğrenecek veya izlediği film,oynadığı oyunlardaki kahramanlarla özdeşim kurarak, onların yaptığı davranışları ve sözleri taklit edecektir. Çoğu zamanda erkek çocukların saldırganca davranışları toplum tarafından gizliden gizliye teşvik edilerek ilerde öfkesini ve endişesini sağlıklı bir şekilde kontrol edemeyen, sözel olarak kendini ifade de başarısız olduğu için saldırganlık yoluyla sorunlarını ve sıkıntılarını gidermeye çalışan bir yetişkin haline dönüşecektir.

“Aile içinde şiddete maruz kalan çocukların çoğu büyüdüklerinde şiddet uygulayan eşlere ya da anne babalara dönüşmeseler de, şiddet uygulayan yetişkinlerin büyük bölümünde çocuklukta aile içi şiddete maruz kalma öyküsü saptandığı söylenebilir. Kuşaktan kuşağa aktarılan her zaman basitçe şiddetin kendisi değil, bu durumu çevreleyen duygusal atmosferdir.İçselleştirilen öfke, korku ve çökkünlük duyguları kişinin tutum ve davranışlarını yaşam boyu etkileyebilmektedir.” (Vahip, 2002).

Saldırgan davranışları önlemede yapabileceklerimiz:

Çocuğunuzun yaş grubuna uygun gelişim özelliklerini öğrenmeliyiz.

Kendi tutum ve davranışlarımızla çocuklarımıza model olmalıyız. Toplumsal özelliklerimizden kaynaklanan davranışlarımızı ve oluşturduğu durumları kontrol etmeliyiz. Bir çocuğu severken yanaklarını sıkmak, erkek çocukların güreş vb. oyunlarla erkek kimliğine alıştırılmaları vb. ilerde çocuklarımızın sevme ve kimlik algılarında saldırgan yaklaşımları benimsemelerine yol açabilir.

Çocuklarımız hangi davranışlarının kabul edilebilir, hangi davranışlarının kabul edilemez olduğunu belirtmeliyiz. Çocuğumuza hangi davranışlarının bizi mutlu ettiğini belirtmeliyiz. Bu konudaki ufak çabalarını takdir etmeli, olumlu davranışlarını pekiştirmeliyiz. “Ben sana hatırlatmadan yemeğe oturmandan çok hoşlandım”, “Ben telefonda konuşurken sabırla bekledin, aferin sana”, “Ne olduğuyla ilgili gerçekleri söylediğin için çok teşekkür ederim”.“Sıranın sana gelmesini beklemek zordu fakat sen bunu başardın” “Sandalyende sessizce oturduğun için teşekkürler” vb. gibi sözel ifadelerle çocuğun sergilediği olumlu davranışlar pekiştirilmelidir.

Çocuğunuzun her davranışını mercek altına almayınız, bazı davranışlarına tolerans gösterebilirsiniz. Her çocuk farklıdır. Çocuğunuz bilişsel ve sosyal gelişimini tamamladığında uygun davranışları öğrenecek ve uygulayacaktır.

Çocuklarımıza duygu ve düşüncelerini sözel olarak ifade etmelerini sağlamalıyız. Örneğin çocuğunuz “Oyuncağımı paylaşmak istemiyorum” dediği zaman aile empatik iletişim kurarak, çocuğunun duygularını isimlendirmesine yardımcı olmalı, problemin çözümüne yönelik kabul edilen veya edilmeyen davranışları vurgulamalıdır.

Çocuklarımız güçlü yönlerinin farkına vardıkları gibi zayıf yönlerinin de farkında olmalı.Böylelikle öfke ve endişe durumlarında saldırganlık sergilemek yerine öz kontrol sağlayabilirler.

Ödüllendirme ve takdir etme çocuk eğitimimizin en önemli iki unsurudur.Çocuğumuzu eğitirken ödül ve takdire sıklıkla başvurmalıyız.

“Hayır” sözcüğünü kullanmalıyız: Sınırlar açık bir şekilde ifade edilmeli ve çocuğun kavramasına yardımcı olunmalı ve sınırlar çerçevesinde özgürce hareket edebilir.
Pozitif benlik algısını geliştirmeliyiz. Kendi hakkında olumlu benlik algısına (değerli ve özel biri olduğu yönünde) sahip olmasını sağlamalıyız.
Ceza uygularken dikkatli uygulamalıyız: Ceza uygularken,çocuğa karşı saldırganca davranmak ile eğitim amaçlı ceza uygulamak arasında çok ince bir çizgi vardır, bu çizgiye dikkat etmeliyiz.

Çocuğumuzun izlediği televizyon programlarını, filmleri veya oynadığı bilgisayar oyunlarını dikkatli seçmeliyiz.Çocuğumuzun hayatındaki saldırganlık içeren unsurları kontrol etmeli veya çocuğumuzun kontrol etmesini sağlamalıyız.Ona uygun bir dille “ Bu program veya film senin yaşına uygun değil, kötü sahneler çıktığında ya beni çağır ya da sen bu düğmeye basarak, kanalı değiştir veya kapat” diyerek izlememe nedenini ve yapabileceklerini açıklamalıyız.

Aile ve okul iletişim halinde bulunmalıdır. Çocuğun saldırgan davranışlarına yönelik çalışmalar, ailesi, öğretmeni ve rehberlik servisiyle birlikte yürütülmelidir. Çocuğumuzun çizdiği resimler, anlattığı öyküler ve bunlardaki hayali kahramanlar, çocuğunuzun iç dünyası hakkında daha detaylı bilgi verdiği için bunlar dikkatlice değerlendirilmelidir.

Çocuğumuzun fiziksel aktivitelere katılmasını sağlamalıyız.Böylece fiziksel egzersiz ve hareket yaparak, başkalarına zarar vermeden enerjisini harcayabilir.

Çocuğumuza evde özgürce hareket edebileceği ( bir şeyleri kırıp, dökmeden ve orada oynamasından sizin rahatsızlık duymayacağınız) alanlar hazırlamalıyız. Hareket özgürlüğünün kısıtlanması çocuğunuzun saldırganlığını artırabilir.

Çocuğumuzla saldırgan davranışları hakkında, sakinleştikten sonra konuşmalıyız. Yumuşak bir ses tonu ve sakin bir yaklaşımla çocuğunuza davranışının sonuçlarını anlatınız ve saldırgan davranışlarının sebeplerini araştırınız.

Çocuğumuza duygularımızı göstermeliyiz. İçinde bulunduğunuz durumu açık bir dille çocuğunuza ifade ediniz. Mesela “Biliyorsun normal zamanda bu şekilde oyun oynaman beni rahatsız etmez, fakat bugün başım çok ağrıyor ve dinlenmek istiyorum. Daha sessiz başka bir oyun bulabilir misin?.”

Ve şakalaşın….Şaka ve mizah anlayışınızla çocuğunuzun saldırgan davranışlarını farklı bir yöne yönlendirebilirsiniz. Örneğin : Size vurmaya çalışan çocuğunuza “Ellerin/ayakların kendine yeni bir beden arıyor galiba bunlarda benim ellerim/ayaklarım senin bedeninde bunlara uygun diyerek vücudunda ellerinizi gezindirmeye hatta gıdıklamaya başlayabilirsiniz”.

Sonuçta, çocuğunuzun sevdiği şeyleri, siz benden daha iyi biliyorsunuz.Öfke ve endişe durumlarını saldırganlık, yerine şen kahkahalarınızla şenlendiriniz :)….

 

“Çocuklarımızla daha güzel bir dünyada yaşamak umuduyla…….
Yeni yılınızı kutlar, sevdiklerinizle birlikte sağlıklı, mutlu ve başarılı bir yıl geçirmenizi temenni ederim.”

Saygı ve Sevgilerimle,

Mevhibe Gürsoy

KAYNAK:
Vahip, I.(2002). Evdeki şiddet ve gelişimsel boyutu: Farklı bir açıdan bakış. Türk psikiyatri dergisi, 13 (4), 312-319.